![]() |
| ''elde var HÜZÜN...'' |
Panik atak ve getirileriyle mücadele eden biri, kendi içsel yolculuğuna çıkarsa, hayatının içinde başka bir hayat bulur.
Yazacaklarım aynı zamanda benim kendimi bilme, kendimi tanıma hikayemdir...
Günlerdir tüm bedenimi, ruhumu saran duyguyu tanımlayacak bir kelime aradım durdum...
Ben istemesem de karanlık sözler döküldü dilimden, hayatım hakkında. Bu aralar ışıltım yok, keyfim yok, sanki bir fırtına var, ama sessiz!
Ayın karanlık yüzü gibiyim...Acı, yorgunluk, hüzün ilham oluyor yazılarıma.
Aslında biliyorum, içimdeki kargaşanın anlatınca da yoluna girmeyeceğini hafiflemeyeceğini, geçmeyeceğini.
Zihnimin içine çöreklenmiş, bitmek bilmeyen çatışmalarla...
İşte yeniden buradayım !
Hem de hiç gitmemiş gibi...
Yazdığım şeylerin içimden gelen cümleler olduğunu biliyorum. Nerden geldiği belli olmayan çok saçma, deli saçması gibi cümleler hisler barındırıyorum ruhumda...
Hepimiz hayatın bize biçtiği rolde yaşamıyor muyuz? Kimse senin nelerle başa çıkmaya çalıştığını, neleri yendiğini, yenemediğini, güçlü olmak ayakta kalmak için nasıl mücadele ettiğini bilemez.
Yıkılmayı kim ister ki?
Herkes aynı yapıda değil ama...
Hafif bir yelden sürüklenir bazısı, bir diğeri en amansız fırtınalara karşı koyabilir.
Biliyorum ki herkes kendi düğümünü çözmekle meşgul, herkes kendi karanlığının korkusuyla aydınlığa muhtaç yaşıyor.
Bazılarıyla da aynı yaraya denk düşüyoruz.
Ah gerçek cümlelerimi bi kurabilsem, kalbimde kusamadığım dağlarca öfke, keder ve acının zehirlediği duygular içinde çırpınan beni görürsünüz...
Böyle başladı benim de hikayem. Hüzünlü insanlar öylece ortaya çıkmazlar onlar böyle oluşurlar.
Yazdığım cümlelerin hep hüzün barındırdığını bu hüznün beni nasıl yürekten yaktığını biliyorum.
Cümlelerim korkutsa da beni, aslında severim böyle şeyleri yazmayı. Bitince sessizce okuyup seçerim içinden beni yansıtan cümleleri. Aklıma düştükçe alıp yeniden, yeniden okurum.
Bu günü sana ayırdım sevgili hüzün!
Bu gün yağmur günü. Yağalım o zaman sevgili hüzün !
Oturabildiğin kadar otur, vurabildiğin kadar vur yüreğime.
Hadi yazalım sevgili hüzün ! Önce hüznümü sonra beni.
Ben...ben...ben...
Bu hayatın içinde hep boğuştuğum, boğulduğumu kimseye anlatamadığım, karanlığa hapsolmuş ben...
Yorgun, kırgın, kırılgan ben...
Sevdiklerine pervane ve mum olmuş ben...
Hislerime dair ne çok şey yazıyorum.
Cümlelerimi okuyan var mı?
Bilemiyorum...
Belki de kendime yazıyorum.
Yazdıkça fark ettim acılarımın hafiflediğini.
Belki! Bu nedenle söz etmedim kimseye ''blogumun'' varlığından.
Bunu neden yazdığımdan.
Yazdıklarım benim yaşadıklarım mı benim duygularım mı?
Henüz ''blog'' yazılarımı keşfeden pek kimse yok. Sağ olsun google ''blogum'' görülmesin diye elinden ne geliyorsa yapıyor.
😏 Çok kırıldım kendisine.
Ben yine de yazıyorum işte...
Hayatımda ki her güzel şey gibi bu da bitecek biliyorum. Biterse yüreğime gömdüğüm duygularımı alıp eskisi gibi yoluma devam edebilir miyim? Bilmiyorum...
Biterse de geleceğe yazdığım bir anım olur.
Ben bir panik ataklıyım, kaygılarımın içinde kaybolup giden. Gülüşlerimin arkasında hep hüzün barındıran. İçimdeki hüznü gülüşümle aldatan.
Ahhh hüznüm;
Kalbime yapışan sis bulutum, ömürlük konuğum benim, kaybettiğim de özlenen dostum gibisin...
Neşesi, huzuru bol olan güzel günler sizinle olsun...

Yine çok güzel bir yazı kaleme almışsınız, sizi tebrik ediyorum esenlikler diliyorum
YanıtlaSilTeşekkür ederim Leyla hanımcım
YanıtlaSilKaleminize sağlık, güzel bir yazı olmuş
YanıtlaSilBeğeniniz için çok teşekkür ederim Mehmet Bey
Sil