
Panik atak mı iç sıkıntısı yaratıyor yoksa iç sıkıntısı mı panik atak geçirmemize neden oluyor?
Uzmanlar iç sıkıntısı için, özellikle kaygılı yapıya sahip mükemmeliyetçi detaycı kişilerin sıklıkla yaşadığı durumdur diyor.
İç sıkıntısının ne belirli bir tarifi var ne de aklımıza gelen mantıklı bir sebebi.
Ben kendi yaşadıklarımdan yola çıkacak olursam...
HİSSETTİRDİKLERİ
içimde oluşan bir boşluk, karın boşluğumun hemen üstünde, mide ile karaciğer arasında bir yerlerde başlayan negatif duygusal yoğunluğun gittikçe yukarılara doğru çıkmasıyla göğüs boşluğumu doldurması ''çok kötü bir şey olmuşta canımı çok sıkmış gibi'' göğsümden dışarı fırlamak isteyen bir yoğunluk bir daralma, ruhum bedenime sığmıyor hissi, gerginlik, göğüs kafesimde milyon tonluk bir yük.
Hissettiğimi beynimle değil de ruhumla algıladığım bir türlü izah edemediğim izah edemeyeceğim şeyler...
Tarifi tam olmayan nedensiz iç sıkıntısına cevap bulamadıkça göğüs boşluğumdaki yumru, ezilme hissi daha da artıyor. içimde bir şeytan var sanki gücüne karşı koyamadığım.
Tarifsiz olduğu doğrudur ama nedensiz midir tartışılır.
Neye sahip olursam olayım, hangi konumda bulunursam bulunayım hiç bir zaman ''oh be! rahatım'' dediğimde de bırakmadı beni. Ne para ne mal ne mülk geçirmedi bu iç sıkıntısını sanırım beyin kimyası ile ilgili bir durum. İnsan dertsiz mi yaşayamıyor, yoksa bazı ruhlar dünyaya böylemi geliyor bilemiyorum...
Ölünceye kadar benimle yürüyeceğinden koktuğum, geçmesi için hep bir şeylerin yerine oturmasını beklerken sonsuz bir döngünün içinde kaybolduğum, savaşmaktan ziyade alışmaya çalıştığım, sırt kamburum.
Tarif edemediğim, sadece benim anladığım ve bildiğim hissin yanında, bir de bütün bunların neden olduğu dev bir acı ve hüzün ile de baş başa kaldım her defasında...
İsviçreli ünlü psikiyatr analitik psikolojisinin kurucusu
Carl Gustav Jung
un dediği gibi '' Kendime hayretle, hayal kırıklığıyla, hoşnutlukla bakıyorum. Kederliyim, bunalımdayım, coşkuluyum. Ben bunların hepsiyim aynı an da, ama toplayıp da sonucunu bulamam. Kendim ve hayatım hakkında hiç bir yargım yok. Tamamen emin olduğum hiç bir şey yok. Yalnızca doğduğumu var olduğumu biliyorum ve bana öyle geliyor ki bir şekilde taşınıp getirilmişim buraya. Bilmediğim bir şeyin temeli üzerinde yaşıyorum .''Kendi iç dünyam kendisiyle kavgalı, kalbimi ele geçirmiş bir pençe, her geçen gün daha da sıkıyor kalbimi tarifsiz bir acıdır derken; Orhan Velinin mısralarıyla noktalayayım.
Bilmem ki nasıl anlatsam;
Nasıl, nasıl size derdimi!
Bir dert ki yürekler acısı,
bir dert ki düşman başına,
Gönül yarası desem ...
Değil!
Ekmek parası desem...
Değil!
Bir dert ki...
Dayanılır şey değil.
Sayın editör, yine keyifli bir yazı ele almışsınız. Bende daha çok boğaz kuruluğu oluyor ve ani çarpıntılar meydana geliyor. Aynısı rahmetli babamdada olurdu. Bazı şeyler aileden mi geçiyor bilmiyorum. Bu arada diğer yazılarınızı tek bir menü altında toplarsanız okumak isteyenler için daha kolay olur. Nacizane fikrimi belirtmek ister, esenlikler Dilerim. Çeşme Alaçatıdan sevgiler. İlkem Karagöz
YanıtlaSilSevgili Angel beğeniniz için gönülden teşekkür ederim. Panik atak birinci derecede akrabada varsa olma olasılığı daha yüksek. Kendi ailemde de gözlemlediğim bu. Makalelerimi ben de tek bir menü altında toplamak isterim ama henüz teknolojik bilgim kısıtlı. 😘İnşallah bir gün beceririm. Yüzünüzden gülücük eksik olmasın...
YanıtlaSilMakalelerinizde benimi anlattınız. Kendi yaşadıklarımla yüzleştim. Başarılar dilerim
YanıtlaSilTeşekkür ederim
YanıtlaSilSitenizdeki en beğendiğim yazı bu oldu iyi günler dilerim
YanıtlaSilTeşekkür ederim beğeniniz için...
YanıtlaSilTebrik ederim başarılarınız daim olsun güzel bir yazıydı
YanıtlaSilTeşekkür ederim
YanıtlaSil